Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

Birim Alış Satış
ABD DOLARI 5.5274 ₺ 5.5373 ₺
EURO 6.2630 ₺ 6.2743 ₺
BULGAR LEVASI 3.1841 ₺ 3.2258 ₺
booked.net

BAL-GÖÇ YÖNETİMİ GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI GİBİ OLMALI

GÜNDEM VE GERÇEK- 13.02.2019 ÇARŞAMBA
-HAYATİ YAZICI FARUK ÇELİK İLE NEDEN GÖRÜŞTÜ
-AKTAŞ'IN KAYBETMESİNDEN EN ÇOK KORKAN KİMLER?
-AKTAŞ'IN YERİNDE OLSAK PİRİNÇ PEŞİNDE DEĞİL EVDEKİ BULGURU KORUMAYA ÇALIŞIRDIK
-BAL-GÖÇ YÖNETİMİ GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI GİBİ OLMALI
-GALATASARAY-TRABZON MAÇI, HATALAR,YORUMLAR VE GÖKLERDEN GELEN ADALET
-KADERİN ÜSTÜNDE KADER OLDUĞU DOĞRUDUR
-TANZİM SATIŞI İKTİDARIN BU GÜNE KADAR YAPTIĞI EN ÖNEMLİ STRATEJİK HATALARDAN BİRİDİR

HAYATİ YAZICI FARUK ÇELİK İLE NEDEN GÖRÜŞTÜ: Hafta sonu Bursa'ya AK Parti Siyasi ve Hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan yardımcısı Hayati Yazıcı geldi.
Buraya kadar herşey olağan.
Olağandışı olan ziyaretin resmi kısmından sonra teşkilatın verdiği yemeğe değil de son yıllarda teşkilatçılığı ile sadece Bursa'nın değil ülkenin en önemli siyasetçilerden biri olan Faruk Çelik ile bir araya gelmesidir.
Tabi bu nezaket görüşmesinden öte yerel seçimler sürecinde güncel durumu değerlendirme görüşmesidir.
Kendisine bu görüşmeyi öneren onun Bursa kökenli yardımcısıdır.

Böyle bir görüşmeye neden ihtiyaç duyulmuştur?
Ama bu soruyu cevaplamadan önce bir ay önce yazdığımız bir yazımızı hatırlatalım.
Bu yazı aynı zamanda bir yerde bu görüşmenin cevabı da olacaktır.

********GÜNDEM VE GERÇEK- 16.01.2019 ÇARŞAMBA

AK PARTİNİNİ BÜYÜKŞEHİR ADAYI KESİN Mİ?: AK Partinin büyük şehir adayını en önce gösterdiği illerin arasında Bursa yer aldı.
Bu adaylık parti içinde birçok kişinin içine sinmedi.

Normal şartlarda iktidar partisi adaya rağmen büyük şehiri kazanır.
Burada belirleyici olan muhalefetin yapacağı hamlelerdir.
Muhalefet ancak belli stratejik hamleler yaptığı taktirde orada bir şansı olur.
Hangi hamleler olduğunu yazacak değiliz.
Ki böyle bir girişim kendi adımıza bir yerde ihanet olur.
Kaldi ki muhalefetin adayı fazlasıyla siyasi tecrübeye sahip ve yapılması gerekenleri kendisi de çözebilir.
Büyükşehirin ancak bu hamleler ile kazanma ihtimali olur.
Yoksa iktidar açısından tekrar kazanma adına herhangi bir sıkıntı olmaz.
Diğer yandan muhalefet doğru hamleleri yapmayı başarırsa işte o zaman iktidar aday değişikliğine gitme dumunda kalabilir.
Mevcut adayın yerine background'u güçlü , Bakanlık geçmişi olan biri getirilecektir. /Yanlış anlayanlar çıkabilir diye söylüyoruz: Bakanlık geçimişi diyoruz, Başbakan yardımcılığı geçmişi değil/

Yani iktidar partisinin Büyükşehir adaylığı kesin değil.
Değişme şansı %50'dir .
Değişme ihtimali oldukça yüksek demektir bu.
Kesin listelerin YSK'ya teslim edilmesine kadar büyükşehir adaylığında her an herşey olabilir.
Bu sadece Büyükşehir ve Bursa için geçerli değil.
Başka birçok İl ve İlçede değişiklikler yapılma ihtimalleri çok fazla.
Şimdilik fazla söze gerek yok.
Bu konuyu önümüzdeki süreçte daha çok gündeme getireceğiz nasılsa.

Sonuçta;
Gün doğmadan neler doğar dimi?
Son sözü her zaman Göklerden gelen Adalet söyler.**********

Bir ay önce yazdıklarımız aynen yaşanmakta.
Genel merkez ciddi şekilde Alinur Aktaş'ın adaylığını mercek altına almıştır.
Anketlerde de makasın kapandığı açıkça ortada.
Seçimin kaderini belirleyecek olan kararsızlardır.
Bu şehrin demografik yapına göre en az yarısı Balkan göçmenidir.
Doğal olarak kararsızların arasında en büyük oran tam da bu göçmen kitlesinindir.
Onlara önem veren,onlara saygı gösteren işi bitirecektir.

Üstte bir ay önceki yazımızda seçimin kaderini belirleyecek iktidar değil muhalefetin yapacağı stratejik hamleler demiştik.
Bu stratejik hamleleri muhalefetin tecrübeli adayının kendisinin de bulacağını belirtmiştik.
Nitekim aynen de bunları iyi tespit ettiği için makas giderek kapanmıştır.
Nedir bunlar:
1.Muhafazakarlık
2.Göçmen seçmen
Muhafazakarlık konusunda muhalefetin en önemli hamlelerinden biri bilboardlardaki
"Mustafa" temalı reklam.
Saf yalın ve parti amblemi olmadan tasarlanan bu çalışmada bir Mustafa yazısının yeşil renkte yazılmış olması mükemmel bir subliminal mesajdır.
Yeşil Bursasporun renginden öte bir renktir.
Bu reklam çalışmasını akıl edeni tebrik etmek lazım.
İkinci yapması gereken hamlede de Bozbey'in önemli planlarının olduğunu duyduk.
Bu planların gerçekleşme oranı ona burun farkıyla da olsa seçimi kazandırabilecek strateji olacaktır.

Tabi burada Aktaş'ın elinde çok az kişinin bildiği ve kendisinin de en güvendiği çok ciddi bir güç vardır.
Bu güç onu Altepe'nin yerine getirmiştir.
Bu güç onu bunca güçlü aday adayları arasından sıyrılıp aday gösterilmesini sağlamıştır.
Ama bu gücün ne olduğunu da, nasıl etkisiz hale getirileceğini de iyi bilenlerdeniz.
Bu konuda bu kadar bilgi yeter.
Fazlasını belki ileride bir gün açıklarız.

AKTAŞ'IN KAYBETMESİNDEN EN ÇOK KORKAN KİMLER?: Büyükşehir belediyesi tehlikeye girmeye başlayınca gösterilen aday masaya yatırıldı.
Partinin Genel başkanının hafta sonu yapacağı Bursa ziyareti öncesi bu konuyu netleştirip karar vermek istiyorlar.
Şahsi fikrimize göre Alinur Aktaş her şeye rağmen kalır.
Zira bu saatten sonra aday çekmek ciddi zaafiyet göstergesi olur.
Geri çekmek yerine onu güçlendirme yoluna gidilecektir.
Partinin Genel başkanı hafta sonu yapacağı miting bu desteğin bir parçasıdır.

Ama diğer yandan Aktaş'ın durumunun asıl ilgilendiren ve olası başarısızlıkta asıl etkilenecek başka kişiler var.
Onun kaybetmesi durumunda, onun arkasında duran, İl başkanı Ayhan Salman ve Hakan Çavuşoğlu'nun da siyasi hayatları jet hızıyla sona ereceği kesin.

AKTAŞ'IN YERİNDE OLSAK PİRİNÇ PEŞİNDE DEĞİL EVDEKİ BULGURU KORUMAYA ÇALIŞIRDIK:İktidar partisi aday belirleme konusunda birçok yerde inanılmaz hatalar yaptı.
Bu yerlerden birisi daha önce de yazdığımız gibi Nilüfer.
Genel seçimlerde Nilüfer'de Milletvekili listesine Suriyeli aday almalarından daha büyük gaftır Necati Şahin'in aday gösterilmesi.
Bu Suriyeli aday konusundaki
hata Nilüfer bölgesinde 4 milletvekilinde kalınmasına sebep olacaktı.
Kıl payı 5. vekil çıkarılabildi.
Nilüfer'de gösterilen belediye başkan adayı hatadan öte fiyaskodur.
Fiyaskonun boyutunu 31 mart'ta hep beraber göreceğiz de bahsetmek istediğimiz konu başka.

Adaylar belirlenince seçim çalışmaları başladı ama bizim dikkatimizi çeken, iktidarın başından beri kaybettiği ve içinde uhte olan Nilüfer'deki çalışmalara Büyükşehir adayı Aktaş'ın da neredeyse her gün katılması.
Ona tavsiyemiz boş işlerin peşinde zaman kaybedeceğine gidip kendi seçmenlerini koruma gayreti içine girsin.
Zira MHP'nin desteği ile mevcut oy seçilmesi için yeterli.
Ama sıkıntı şu ki teşkilatların içinde çok fazla tepki var, ki bunun için fazlasıyla sebep var.
Bunun en önemli sebebi de İl başkanının ve başbakan yardımcısının amatör siyasetçilerin bile yapmayacakları zincirleme hatalardır.
İşte tam da bundan dolayı teşkilyatlarla daha fazla iç içe olmalı.
Buralarda nasılsa oylar garanti diye düşünüp bu durumu hafife alırsa, hiçbirşeyin garanti olmadığını çok acı bir şekilde öğrenecek.
Nilüfer'e pirince giderken evdeki bulgurdan olmasın.

BAL-GÖÇ YÖNETİMİ GENEL KURMAY BAŞKANLIĞI GİBİ OLMALI: Camiamızın sadece Bursa'da değil, ülke genelindeki çatı kruluşu, amiral gemisi tartışmasız rahmetli Mümün Gençoğlu'nun önderliğinde kurulan Bal-Göç'tür.
Yıllardan beri en tartışılan konuların başında da Bal-Göç yönetiminin yapısal durumudur.
Bizim ve aslında İnsanımızın da genel kanısı yönetimlerin her kesimden ve her görüşten insandan oluşmasıdır.
Yıllar içinde buna kısmen uyulmuş olsa da effektif sonuçlar alınamamıştır.
Buna birçok sebep sayılabilir ama temel sebep kuşkusuz yönetim anlayışında olmuştur.
Bir kesim de Bal-Göç yönetiminin tamamı generallerden oluşmaması gerektiğini savunuyor.
Çünkü onlara göre bu defa iş yapacak insan kalmıyormuş.

Tam tersine Bal-Göç yönetimi Genel kurmay başkanlığı gibi olmalı.
Yıllardan beri bunun mücadelesini verdiğimizi çevremiz çok iyi bilir.
Bu tür tartışma daha 2011 yılında Yüksel Özkan başkanlığa ilk defa seçilmeden önce yaşanmıştı.
Daha o zamandan beri biz Bal-Göç yönetiminin Dernek başkanları, Şube başkanları, kanaat önderlerimiz ve tabi camiamız için gecesini gündüzüne katan insanlarımızdan oluşması gerektiğini savunuyoruz.
Doğru mu Apo?
Bu toplantıda Dernek başkanlarımızın yanı sıra Hüsamettin Çınar ile beraber sen de vardın.
Bu toplantıda bu yönde karar alınmasına rağmen daha sonra tüzük müzük gibi ceviz kabuğunu doldurmayan bahaneler ileri sürülerek vazgeçilmişti.
Daha sonra ne oldu?
Daha sonra dediğimize gelinmek zorunda kalındı ve son yönetimde arzu edilen şekilde olmasa da bu yönde en azından adım atılmak zorunda kalındı.
Çünkü zaman içinde dernekler çoğaldı ve SİAD'ların da kurulmasıyla insanımız Bal-Göç'ten daha da uzaklaştı.
Oysa bir STK'nın gücü temsil ettiği kitlenin arkasında durduğu kadardır.
Ve bir STK da arkasında duran kitle kadar ciddiye alınır.
Denklem bu kadar basittir.

Evet!
Bal-Göç yönetimi genel kurmay başkanlığı gibi olmalı.
Kimse merak etmesin çalışacak ve koşturacak kişi bulmak en kolay şey.
Böyle bir yönetimde birçok komisyon olacaktır.
Gençlik komisyonu
Kadın komisyonu
Spor komisyonu
Kültür sanat komisyonu
Hangi alanda etkinliklik yapılacaksa ilgili komisyon üyeleri bunun için koşturacak.
Ve bu komisyonun üyeleri çalışan askerler olacaktır.
Kaldı ki Bal-Göç'ün şubeleri ne için.
Oralarda görev alan kişiler gerektiği kadar koşturacak.
Yani çalışan kişi bulmak yönetim anlayışı ve becerisinde saklıdır.

Evet!
Bal-Göç'ün vitrini jilet gibi olmalı.
Bu fotoğraf herkeste respekt oluşturmalı.
Şehrin protokolünden, siyasi erkanına, medyasından kamuoyuna kadar herkes bu yönetimi gördüğünde deyim yerindeyse dizlerinin bağı çözülmeli.
Resmi ziyarete gidillen yerlerdeki muhatapları bu yönetimi ceketini ilikleyrek kapıda karşılamalı.
Sıkıysa iliklemesin veya afra tafra yapmaya kalkışsın.
İşte o zaman dikkate alınan ve sözü dinlenen STK olursunuz.
Bir STK 'nın gücü arkasındaki kitlede olduğu kadar vitrinindedir de.
Bunun adı ister "Sarı çizmeli Memet ağa" derneği ,ister Bal-Göç olsun,
peşinizde böyle bir kitle ve saygı duyulan vitrininiz yoksa ciddiye alınan STK değil "üfürükten teyyareden" başka bir şey olmazsınız.

Yoksa mevcut yönetim uyum içinde geçmişteki faaliyetlerden bile daha etkin, katılımcı ve başarılı faaliyetlere imza atmaktadır o ayrı.

GALATASARAY-TRABZON MAÇI, HATALAR,YORUMLAR VE GÖKLERDEN GELEN ADALET: Tempolu ,oyun zevki yüksek bir mücadele oynandı.
Zaman zaman Trabzonspor etkili olsa da, o da Galatasaray'ın baskın oynadığından kontraatak için alan bulduklarından, Galatasaray'ın açık ara domine ettiği, üç gün üç gece oynansa sonucun değişmeyeceği yani GS'yın galip geleceği bir mücadele oldu.

Hafta sonu oynanan maçta hakem hataları maçın önüne geçti.
Futbolda bu tür hatalar sadece ülkemizde değil, futbol oynanan her yerde yaşanmakta ve tartışmalara sebep olmakta.
Bundan dolayı FİFA , geçen yılki Dünya şampiyonasından itibaren, VAR uygulamasını devreye sokma gereği duydu.
Ama buna rağmen, eskisi kadar olmasa da, bazı hatalar yapılmaya devam ediliyor.
Bu hatalar bazen takımların lehine, bazen aleyhine oluyor.
Ama sonuçta bakıldığında, her ne kadar bazen bazı güçler hakemlere tetikçilik yaptırsa da göklerden gelen adaletin kararıyla netice itibarıyla lehte ve aleyhte kararlar eşit dağılmış oluyor.
Bu açıdan bakıldığında nedir bu hakem hakkında koparılan yaygara.
Üstelik daha birkaç ay önce Galatsaray-Konyaspor maçında Galatasaray'ı resmen katleden Hüseyin Göçek'e hatalı yönetiminden dolayı Federasyon dinlendirme kararı verdiğinde, Kulüpler birliği ve başındaki beş para etmez züppe başkanı çıkıp;
"Hakemler de hata yapabilir" dediği bildiriye imza atanlardan biri de Trabzonspor başkanı değilmiydi?
Şimdi sen hangi yüzle basının karşına çıkıp hakem hatalarından bahsediyorsun ya?
Galatasaray'ın aleyhine olan bu bildiriye imza atarken iyidi de şimdi hangi yüzle hakem hatasından bahsediyorsun ?
İnsanda biraz onur haysiyet, dik duruş olur.

Sonuç olarak hakem hataları olmuştur veya olmamıştır.
Bu tür hatalar geçmişte yaşanmıştır ileride de yaşanmaya devam edecektir.
Dün aleyhine olan bugün lehine olur veya tersi.
Ama kimse merak etmesin ne olursa olsun eninde sonunda göklerden gelen Adalet herşeyi en iyi şekilde ayarlar.
Bursa'nın küme düşmesine sebep olan ve Beşiktaş'ın da alet edildiği takım aynı şartlarda aynı şeyleri yaşamadı mı?
Bu gibi örnekleri sadece futbolda değil, her gün her alanda yaşamıyor muyuz?

KADERİN ÜSTÜNDE KADER OLDUĞU DOĞRUDUR: Beş yılı aşkındır buradan istisnasız her hafta yazı yazıyoruz.
Bu yazılarımızda iç politikadan dış politikaya, ekonomiden spora değişik konularda sayısız yazı yazdık.
Ama hiçbir zaman hiç kimse hakkında sataşmada bulunmadık, bize sataşmadıkları sürece.
Yazılarınızı beğenenler olur, beğenmeyenler olur.
Her konuda, herkesin fikri olabilir, ki olmalıdır da.
Bundan doğal birşey olamaz.
Ama bu fikir beyanı sataşma boyutuna ulaşınca gerekli cevap verilir.
Yazılarımız hakkında eleştiride bulunanlar eleştiri boyutunu aşarak olayı sataşma noktasına taşıdıklarında bunu yapanlara verilen cevapta yazdıklarının bir "tık" üzerinde cevap verilir.
Bu bir "tık" ın amacı şudur:
Devam edilirse misli ile cevap verilecek demektir.
Bazıları anlar ve uzatmaz.
Ama bazı yarım akıllılar devam etme gibi gaflette bulunur.
Bunlar da hep kendilerini rezil kepaze ettirdikleri ile kaldılar.

İnsanlar vardır; sağlam , dürüst ve sözünün eridir.
Akşam neyse sabah da aynıdır.
Omurgalıdır.
Bu tür insanlarla, sizi yarı yolda bırakır diye tereddüt etmeden, her türlü yolculuğa çıkarsınız.
Dünya ve siyasi görüşlerimiz, hayata ve olaylara bakş açılarınız farklı olsa da bu tür insanların başınızın üstünde yeri vardır.
Bunlara her zaman saygımız büyük olmuştur.
Bunlardan biri nihayet ;
Kaderin üstünde kader ,
Kaderin üstünde göklerden gelen bir KARAR olduğunu anlamış olması kendi istikbali açısından olumlu olmuştur.

TANZİM SATIŞI İKTİDARIN BU GÜNE KADAR YAPTIĞI EN ÖNEMLİ STRATEJİK HATALARDAN BİRİDİR: Son aylarda sebze meyvelerde görülen anormal fiyat artışını kontrol altına almak amacıyla iktidarın başvurduğu tanzim satış yöntemi onlar açısından inanılmaz hatadır.
AMAÇ doğru ancak YÖNTEM büyük hata.
Bu tanzim satışı her ne kadar kalıcı bir çözüm ve devamlığı olma ihtimali olmasa da bir yere kadar bu fiyatlamayı baskı altında tutabilir.
Evet niyet doğru olsa da, belirlenen yöntem iktidar açısından ayağına kurşun sıkmaktan bir farkı yoktur.
Bu tanzim satışlarında iktidarı zora sokacak şu durum ortaya çıktı:
Bu satış noktalarında oluşan kuyruklar iktidarın en çok övündüğü;
"Ülkeyi kuyruklardan kurtardık" tezini çürütmüş oldu.
Bunun dışında bu kuyruklar başka bir konu hakkında insanları düşünmeye sevk etti.
Vatandaşlar ekonomik olarak o kadar kötü duruma düşmüşler ki bir ürünü birkaç lira daha ucuza almak için saatlerce kuyrukta beklemeyi göze alıyor.
Ortaya çıkan bu tablo iktidarı en körü körüne destekleyenleri bile düşündürmeye sevk etmiştir.
Kafalarında
"Acaba" sorusu oluşmasına sebep olmuştur ki iktidar açısından asıl sorun budur.
Acaba bu iktidarı eleştirenlerin haklılık payı var mı diye düşündürmeye sebep olmuştur.
Belki ilk defa körü körüne iktidarı destekleyenlerin bile kafasında şu sorular oluşmaya başlamıştır;
Acaba yaşanan ekonomik ve siyasi sıkıntılar gerçekten dış güçlerden mi kaynaklanıyor yoksa iktidarı eleştirenlerin dediği gibi iktidarın beceriksizliğinden mi ortaya çıkıyor diye sorgulamaya başlamışlardır.

İktidar da bu kuyrukların oluşturduğu olumsuz PR'ı nihayet anlamış olacak değişik çözümler aramaya başlamış, online satış gibi.
Ama bu konuda artık geç kalınmıştır.
Vatandaş bu kuyrukları görmüş ve kendine soru sormaya başlamıştır bile.

Oysa fiyatların kontrol altına alınması için çok daha etkili ve bu tanzim rezaleti ortaya çıkmadan çözüm üretilebilirdi.
Çözüm noktasında ayrıntılar hafta sonu.

Biz söz açılmışken başka bir noktaya da vurgu yapalım.
O da bu tanzim rezaletinin kimin başının altından çıktığı.
Bu öneriye getiren ekonominin başındaki kişi olmuştur.
Hani şu piyasalardaki pahalılığı kontrol altına alabilmek için marketlerde zabıtalara fiyat kontrolü yaptıran akıllara ziyan yöntemi uygulatmaya kalkışan kişi.
Hani şu pahallılığı baskılamak için bazı firmalardan indirim talebinde bulunarak dünyaya rezil kepaze olmamıza sebep olan aynı arkadaş.

Ekonominin başında olan bir kişi olarak yapısal reformlara başvurup , ortaya çıkan sorunları kalıcı çözümler üretme gayreti içine gireceğine orta okul öğrencisinin bile tenezzül etmeyecek yöntemlere başvurmaya kalkışması tam bir gülermisin ağlarmısın durumlarıdır.
Nitekim bu saydığımız yöntemlerin hiçbiri işe yaramadığını da net olarak gördük.
Bu tanzim satış saçmalığı da işe yaramadığını göreceğiz.
Fiyatlar sadece belki üç beş kuruş aşağa çekilir ama ondan sonra aynı durumlar aynen devam edeceğini hep beraber göreceğiz.
Ya Allah aşkına bu fiyatlar bu tür komik tedbirlerle kontrol altına alınamayacağını ve bu popülist yaklaşımdan başka bir işe yaramayacağını dağdaki çoban bile biliyor.
Bu tanzim satışı niye işe yaramayacağı konusunda ayrıntılar da hafta sonu.

Ama bu yazıları okuyanlar; çok net hatırlayacaklardır:
Bu vasat ve dünyadan bi haber damadın böyle kritik bir göreve getirilmesi başına ciddi sorunlar açacağına üst iradeyi birçok defa uyardığımızı çok net hatırlayacaklardır.
Burada daha ilk göreve getirildiğinde ekonomiden sorumlu damat bu kabinenin en zayıf halkası olduğunu ve işleri yüzüne gözüne bulaştıracağını yazdıklarımızı hatırlatmaya niyetimiz yok.
Üzerindeki "ceketin" büyük geldiğini ve içinde yok olup gittiğini zaten herkes net olarak gördü de bu iktidarın içinde hiç mi bu işlerin nasıl yapılmması gerektiğini gören kişi yok?
Bunun hakkında bakalım ne demişiz:

********GÜNDEM VE GERÇEK- 15.08.2018 ÇARŞAMBA

KABİNENİN EN ZAYIF HALKASI KİM?: Ekonomiden ve hazineden sorumlu bakan.
Gurur , kibir,gösterişten başka tek bir vasfı olmayan eleman kabinede en stratejik ve önemli görvlerden birinin başına getirilmiş.
Ama buna karşı en çok tepki yine AK Partinin içinden vardır.
Bu kişi daha dövizin yükselişinin önüne geçecek tedbirler almayı beceremiyor, ekonomiyi düzlüğe çıkaracak da kimse görmeyecek.
Cumhurbaşkanı bundan ısrar ederse sonunda bu işten zararlı çıkan kendisi olacaktır.********

Son olarak bir defa daha tekrar ediyoruz.
Bu damadın yerine üst irade iş bilen birini getirmezse daha önce de yazdık:
Sadece damadının istikbalini bitirmiş olmayacak, ki herkes nekadar basiretsiz olduğunu her geçen gün daha net görüyor, aynı zamanda kendine de inanılmaz zarar verecektir.
Gürçay CEM

YORUM BIRAKIN