Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

Balkanlarda tarihte bu hafta: 04-10 OCAK

3 Ocak 1878: Sırbistan, göçlerden sonra ülkesinde kalan Müslümanların hak ve hürriyetlerini tanıdı. Fakat iki ülke Birinci Dünya Savaşı’nda farklı cephelerde yer alınca bunun ceremesini orada bulunan Türkler ve Müslümanlar yaşadı. Özellikle Türkçe eğitime büyük sınırlamalar getirildi. Hele hele Sancak’taki Müslümanlar bunu hayatlarıyla ödediler. Şöyle ki, 1923’te Müslümanlar Sancak’taki yerel seçimlere ayrı bir parti ile katılmışlar ve %17’lik bir oy oranı ile %12 oy alan Sırpların desteklediği Radikal Parti’den daha fazla oy almışlardır. Ancak bu, Radikal Parti’yi destekleyen Sırplar için kabul edilebilir bir sonuç değildir. Seçimden birinci güç olarak çıkmanın bedeli Müslümanlara ödetilir. Partileri Cemiyet kapatılır. Yapılanlar bu kadarla da sınırlı kalmaz. Cemiyet Partisine en fazla oy veren Müslümanların yaşadığı Pavino Polje ve Şahoviçi seçim bölgelerine baskınlar düzenlenir. Erkeklerin büyük kısmı, Karadağlı çetelerin, emekli subay ve jandarmaların başı çektiği silahlı 2000 kişiden oluşan grup tarafından öldürülür. Geri kalanlar da çıkarılan yangın sonucu evlerinden çıkma fırsatı bulamadan yok edilirler. Tüm bu gelişmeler sonucu 1919 ile 1920 yılları arasında Osmanlı Muhacirin Komisyonu kayıtlarına göre yaklaşık 74 bin 848 kişi Anadolu'ya sığınmak zorunda kalmıştır. Fakat bunun ne kadarı Sırp Hırvat Sloven Krallığın’dan ne kadarının başka ülkelerden olduğu tam bilinememektedir. Bir görüşe, belirtilen tarihlerde Sırp Hırvat Sloven Krallığı’ndan ayrılıp Anadolu’ya gelenlerin sayısı 23.500’dür. 1933’e kadar olan dönemde ayrılmak zorunda kalanların sayısı ise 116.249'tır.

3 Ocak 1963: Kıbrıs'ta Türk belediyelerinin lağvı kararını, Ankara-Zürih-Londra antlaşmalarına aykırı bulan Ankara, Makarios'a sert bir nota verdi.

3 Ocak 1991: Yunanistan, vakıflarla ilgili kanunu yürürlüğe koydu. Böylece Türk azınlığa ait önemli bir kurum olan vakıflar üzerinde anlaşmalara aykırı olarak kontrol ve denetimi ele geçirdi.

4 Ocak 1948: Bulgaristan Komünist Partisi Merkez Komitesi, gerçekleştirdiği geniş oturumda Rodoplardaki insanların ya Türkiye’ye göç ettirilmesi ya da Bulgaristan’ın iç bölgelerine gönderilmesi kararını aldı. Bu karar üzerine binlerce insan 1948 ile 1951 yılları arasında Rodoplardan Kuzey Bulgaristan’a sürüldü.

5 Ocak 1939: Yosip Broz Tito, Yugoslavya Komünist Partisi’nin genel sekreterliğine getirildi. Uzun bir süre Bağlantısızlar Hareketi’nin liderliğini de yapan ve Yugoslavya’yı yürüttüğü denge politikası sayesinde saygın bir ülke haline getiren Tito, 4 Mayıs 1980’de yaşamını yitirmiştir. Onun ölümüyle de Yugoslavya parçalanma sürecine girmiştir.

6 Ocak 1929: Sırp-Hırvat-Sloven Kralı Aleksandır Karacorceviç, parlamentoyu feshederek diktatörlüğünü kurdu. Diktatörlük yönetiminden en çok azınlıklar etkilenir. Adı Yugoslav Krallığı’na dönüşen ülkede iktidar artık Sırplardadır. Müslümanlar için kötü günler yakındır. Irkçı Sırpların ilk faaliyeti yerel yönetim düzenlemeleri olur. Bununla yapılan Kosova’nın, Zet, Vardar ve Morava şeklinde idari bölgelere yani banovinalara ayrılmasıdır. Fakat asıl önemli olan gelişme, bu yerel idarelerin yönetiminde Beyaz El gibi faşist grupların taraftarlarına yer verilmesidir. Bu yönetimlerin baskıcı uygulamalarına karşı Müslümanlar da örgütlenerek silahlı direnişe geçerler. Çatışmalar sonucunda hazırlanan ve 5 Mayıs 1930’da Gjon Bizaku, Shtjefen Kurti ve Luigi Gashi tarafından hazırlanıp Cenevre’ye Milletler Cemiyeti’ne sunulan rapora göre 1918-1930 yılları arasında 12 bin 371 kişi öldürülmüş, 22 bin 110 kişi hapsedilmiş, 6 bin 50 ev tahrip edilmiş, 10 bin 452 ev ise Sırplar tarafından soyulmuştur. Yine bu dönemde pek çok yerdeki Müslüman vakıflarına Sırp subayları ve Karadağlılar tarafından el konulmuştur. Ayrıca Müslümanların eğitimine sınırlamalar getirilmiş, okulları kapatılmış, yerel yönetimlere katılmalarına engel olunmaya çalışılmıştır.

6 Ocak 1987: Bulgaristan, yapılan görüşmeler neticesinde ailelerinden ayrı kalan 103 Türk çocuğunu, Türkiye'ye göndermeyi kabul etti. Baskı, yıldırma ve direnişlerle geçen 5 yılın donunda Sofya, ülkesinde yaşayan Türklerin yüzbinlercesini daha sınırdışı eder. 1989 yılında Sofya tarafından zorla gönderilen yaklaşık 320 bin kişi Türkiye’ye gelir. 1989 ile 1991 yılları arasında da bazı iddialara göre 200 bin kadar kişi daha Türkiye’ye gelmek zorunda kalır. Bu, Bulgaristan’ın AB tam üyelik görüşmelerinin kesinleştiği ikibinli yıllara kadar azalarak ta olsa böyle devam eder. Bugünkü rakamlara göre 1989 sonrasında sınırdışı edilenlerle birlikte Türkiye’ye göç etmiş bulunan Türklerin toplam sayısı 500 bini bulmaktadır.

7 Ocak 1970: Gümülcine Türk Gençler Birliği’nin tabelasındaki “Türk” ifadesi, Yunanistan’da, sivil toplum kuruluşlarının isimlerinde Türk ve Türkçe sözcüğünün kullanılmasının yasaklanması üzerine kaldırıldı.

8 Ocak 1908: Bulgaristan’da kabul edilen ilk ve orta öğretim yasasıyla, Türk okulları sıkı bir denetim ve kontrol altına alındı. 
9 Ocak 1925: Gazi Mustafa Kemal Paşa, Musul’da yaşanan gelişmeler üzerine Konya’da 'Musul Komisyonu'nu kabul etti.

9 Ocak 1878: Rus orduları Samakov’u ele geçirdi. Bu gelişme üzerine işgal edilen diğer yerlerde yaşanan bir olay yine tekrar etti. Binlerce insan katliam ve ölüm korkusuyla şehri terk ederek canlarını kurtarmak için yollara düşmüş bulunan çaresiz ve perişan haldeki insan yığınlarına katıldı.

9 Ocak 1992: Bosnalı Sırplar, kabul ettikleri yeni bir anayasa ile Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin temellerini attılar.

10 Ocak 1924: Bulgaristan’ın Rahova yani Oryahova kentinde Türkler, gençliğin milli değerlerine, kimliğine, kültürüne sahip çıkmasını ve sağlıklı gelişimini sağlamak amacıyla Altın Kalem adlı dergi çıkarmaya başladı.

11 Ocak 1905: Mustafa Kemal Atatürk 37 arkadaşıyla beraber kurmay yüzbaşı olarak Orduya katıldı. Dağlarda çetelerin peşinde hareketli koşturan Mustafa Kemal daha sonra Libya’da yerel halkı İtalyan işgaline karşı direnişe geçirmek için bu topraklara gitmiştir. Çanakkale Savaşlarının kahramanı Mustafa Kemal, anti-emperyalist savaşın ilk ve başarılı örneği olan Türk Kurtuluş Savaşı Türk ve dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmış ve Atatürk olarak hem Türk halkının hem de emperyalizme karşı savaş veren tüm ezilen halkların gönlünde taht kurmuştur.

Durhan GÜLER
 

YORUM BIRAKIN