Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

BİR GARİP DÜĞÜN

Hava kapanık Ortalıkta bir acayip sessizlik. Koca gün böyle sürdü. Birkaç yıl önce bu günlerde mahalle bir komposto, konserve şölenine dönüşürdü. Kış hazırlıkları... Milletin derdi bambaşka. Can derdi, yaşam derdi, göç derdi...
Biraz önce Mithat ile Semiha’nın düğün merasiminde bulundum. Mümin Yusuf’un oğlu Mithat, pratisyen doktor, eşi Semiha
Behçet, fotoğrafçı. “Arpezos” spor salonunda tanışmış olmalılar. Mithat spor hekimi, Semiha da yüzücü. Günlük stresini havuzda bırakmayı sevenlerden... Anlaşılan, havuzda stres atarken gözlerini genç doktordan da alamıyormuş. Aşık olmak güzel şey!
Düğün “Slavyanska beseda” restoranında. Eski şehrin en ünlü sokağında. Mithat'ın amcası garson beni çok iyi karşıladı. Mithat’ın annesi. Selver Ablayı kutladım. Gözlerinde yaşlar vardı. Sevinçten ya da üzüntüden. Sormadım. Yaşamın tadını iyi bilen, Selver anne, birkaç yıl içinde çöktü. Eşini ve oğlunu kara toprağa göndermişti!
Semiha’nın yakınları ise birkaç ay önce göç etmişler, Bursa’ya yerleştikleri söyleniyordu.
Düğün salonunda kapıya yakın oturdum. Bundan sonra böyle olacak. Kapının hemen yanında... Kapanacağı vakit, kendimi hemen dışarı atıvereyim. Zira, tam yola çıkacağız, Kapıkule kapısı birden kapanı vermişti!
Bunu masa arkadaşlarımla paylaştım. Gülüştük. Bu ortam gönlüme yakındı. Hemen bir hekim hanım, karşımda ise bir sempatik hemşire... Düğüne yaraşır bir ruh havasındalar. Bir an için her şeyi unuttum. Ne iyi böyle! Her şeyi unutmak... Şu anda bu satırları yazarken, başımda ağrı da yok, çok şükür.
Öğleye kadar iyi iş yaptık. Ben "Orta direği”, kızım “Dil bilgisini okudu. Oğlum ile annesi dil tahlilleri yaptılar. Bu galiba hazırların en âlâsı...
Öğleden sonra bir süre Kireev’in yazdığı “Ankara” kitabını tercüme ettim. Eşim, Ankara’daki yüksek okullardan ilgileniyor. Problemimiz çocukları okutmak ya. Ankara muazzam yer. Atatürk'ün büyük mirası. Bu devlete, bu millete ben ne yapabilirim? Öyle mirasa, hazıra oturmak yok! Ecdadımızın toprakları, düşman ağzından kemik alırcasına kurtarılmıştı!
Yarın gelecek diye içimde bir korku. Yarın Pazartesi. Bu gece öylesine uzun sürsün ki... Şu Petır Karacov da üzerimize geliyor. İş bulmalıymışız? İşin içinde Plovdiv var... Vize! Bacanak ile de görüşmeliyiz.
Yarını hatırladıkça başımı tutuyorum. Kendi memleketimizde göçmen muamelesi görüyoruz. Bu ne acayip iş!

Mehmet ALEV

YORUM BIRAKIN