Balkan Ülkeleri gezimizin "Büyük Balkan Turu" kapsamında Bosna Hersek'te son durağımız başkent Saraybosna yolundayız.
Koyu yeşilliklerin içinde yollarda ilerlerken yol kenarında ve dağ yamaçlarında kurulmuş köylerin cami minareleri ruhumuzu şenlendiriyor.
Yakın tarihimizde, tüm dünyanın gözü önünde ve 'sözde' demokrasinin beşiği Avrupa'nın merkezinde soykırımın yaşandığı Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'dayız.
Saraybosna Milijacka Nehri’nin her iki yakasında doğu batı yönünde kurulmuş.
Rehberimiz Rıfat Destanoğlu şehir hakkında bizleri bilgilendiriyor, otobüsle ilerlerken bizleri uyarıyor ve dikkatlice etraftaki binalara bakın diyor.
Nitekim, Sırp ordusu tarafından binalara atılan füze ve mermi izlerini görüyoruz. Binaların duvarları delinmiş, parçalanmış ve yıkılmış durumda. şehirdeki harap olmuş olan binalar canlı açık alan müzesi gibi öylece duruyor.
Şehir Yugoslav Halk Ordusu ve Sırp Cumhuriyeti Ordusu tarafından Bosna Hersek'in bağımsızlığını engellemek için 5 Nisan 1992 ile 29 Şubat 1996 tarihleri arasında, toplam 1.425 gün boyunca kuşatma altında tutulmuş.
Saraybosna'yı çevreleyen tepelere konuşlanan Sırplar buradan ağır ve hafif silahlarla saldırmışlar. Tepelerde konuşlanarak uzun menzilli dürbünlü silahlarla adeta insan avı yaparak silahsız Boşnakları katletmişler.
Yakın tarihimizde yaşanan bu soykırım sürecinde, 1.601'i çocuk 11.541 Müslüman Boşnak hayatını kaybetmiş.
Aliya İzzetbegoviç bu savaşta Bosna Kuvvetlerinin başındaki komutan ve Bosna Hersek Cumhuriyeti ilk Cumhurbaşkanı olarak halkına bir vasiyette bulunmuş “Ne yaparsanız yapın, soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır”.
Burada, Türk ve İslam dünyasına büyük hizmetleri olan, şüpheli şekilde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu'nun adı geçti, kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum, ruhu şad mekanı cennet olsun.
Şehrin iki yakasını birbirine bağlayan Milijacka Nehri üzerindeki Taş Köprü (Latinska ćuprija) dikkatimizi çekiyor. Köprü Osmanlı döneminde 1565 yılında Saraybosnalı Ali Ayni Bey tarafından taş yapı olarak yaptırılmış, ancak 1791 yılında büyük bir selde zarar gören köprü, 1798-1799 yıllarında Saraybosnalı tüccar Abdullah Ağa Briga tarafından bilinen haliyle yeniden inşa ettirilmiş.
Saraybosna'da ilk durağımız soykırım sürecinde hayatlarını kaybeden şehitlerin ve Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı "Bilge Kral" Aliya İzzetbegoviç’in mezarının da bulunduğu 'Kovaçi Şehitliği' oldu. İzzetbegoviç'in mezar taşında “Abdullah” yani “Allah’ın Kulu” işlemesi vardı, tümünü rahmetle andık ve dua ettik, ruhları şad mekanları cennet olsun.
İkinci durağımız 600 yıllık tarihi, adeta kendimizi Bursa'da hissettiğimiz tarihi dükkanları ve Osmanlı yapılarıyla bir Türk şehri Saraybosna çarşısı.
Meydanda bizleri yerel rehber genç bir kadın karşılayarak, Saraybosna'ya hoş geldiniz, başkentimizde ilk olarak şehitliği ziyaret ettiniz sizleri kutluyorum dedi.
Çarşı 15. yüzyılda Bosna Sancak Beyi İshakoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmış, burada bulunan tarihi bir sebil yanında rehberimiz bizlere Saraybosna'yı ve tarihi süreci anlatırken, siz (Bulgar Türkleri) ve biz Boşnakların kaderi aynı cümlesini kurduğu anda, bir dakika hanımefendi şu anda bize hakaret ediyorsunuz, bizler Osmanlı döneminde Balkanlar'a Bulgaristan'a geçen Türkleriz, Osmanlı Balkanlar'da hakimiyetini kaybedince öz vatanlarına geri dönenleriz. Bize ancak Bulgaristan'da doğmuş Türkler ve ya Bulgaristan Türk'ü diyebilirsiniz dedim.
Rehber hanım kısa bir suskunluktan sonra 'sizlerden özür diliyorum ve uyarınız için teşekkür ediyorum' dedi ve anlatımlarına devam etti.
Saraybosna’nın ilk kurucusu Bosna Sancak Beyi İshakoğlu İsa Bey yaptırdığı saray ile şehre adını vermiş Saray-Bosna.
Yaptırdığı Hünkâr Camii diğer adı "Fatih Sultan Mehmet Camii", cami, Fatih’in Bosna’yı fethi sonrasında Saraybosna’da yapılan ilk yapı olmuş ve yapılaşma onun etrafında devam etmiş. İkinci kurucu olarak 16. yüzyılda Bosna Sancakbeyi olan Gazi Hüsrev Bey, yaptırdığı külliye, medrese, cami ve imaretlerle Saraybosna'nın gelişerek Türk-İslam şehri haline gelmesini sağlamış.
Sebile giden yolda sağda Başçarşı Camii var. Bu çarşı ilk olarak İsa Bey tarafından planlanmış ve Gazi Hüsrev Bey zamanında ticaret bölgesi olarak genişletilmiş. O günün koşullarında17. yüzyılın başlarındaki dönemde Başçarşı, seksen farklı zanaatın uygulandığı binden civarında dükkanı içinde barındırabilmiş.
Başçarşı'da geziniyoruz, Mimar Sinan tarafından yapılan Gazi Hüsrev Bey Camii, hemen yanındaki Saat Kulesi, Kurşunlu Medrese (Gazi Hüsrev Bey Medresesi), Morica Han, Bursa Bedesteni ve içinde yer alan Saraybosna Müzesi, Bakırcılar Çarşısı aynı Bursa Bakırcılar çarşısı gibi.
Çarşıda ilerlerken sona geldiğimizi, bir şeylerin değiştiğini fark ediyoruz, çarşı bitiyor bir cadde başlıyor.
Rehberimiz tam burada durun, iki tarafa bi bakın ne görüyorsunuz ve ne hissediyorsunuz dedi, herkes sustu, ben iki tarafı gözlemledim ve el kaldırdım, rehberimiz buyurun anlatın dedi.
Çarşı tarafını göstererek Osmanlı mimarisi yapıların hoşgörülü ve doğal hali, çarşının iki tarafındaki dükkanların doğallığı, sıcak ve samimi ortamı adeta insanlara hoş geldiniz der gibi pozitif enerji ve atmosfer sunuyor.
Cadde tarafını göstererek bu tarafta büyük, yüksek ve gösterişli, soğuk, dayatmacı, gücün temsilcisi binaların varlığı insanı negatif yönde etkiliyor dedim.
Rehberimiz çok teşekkür ediyorum çok doğru tespitler yaptınız diyerek anlatımına devam etti.
Burası Hristiyanların yaşadığı Ferhadiye Caddesi, Saraybosna'nın Hristiyan tarafıymış, buranın İstiklal Caddesi'ymiş.
Cadde boyunca gösterişli dükkânlar, kafeler ve tarihi Orta Avrupa mimarisi binalar göze çarpıyor, başlıca Saraybosna İsa’nın Kalbi Katedrali, Kutsal Kalp Katedrali.
Katedralin nünde kırmızı çizgi ile çevrilmişbir alanın başındayız.
Rehberimizin anlatımıyla Sırp kuşatması sırasında o noktaya bir bombanın düşmüş, buraya ve pazar alanına düşen bombalar nedeniyle 8 kişi hayatını kaybetmiş.
Saraybosna'da Ferhadiye ile Tito caddelerinin birleştiği yerde II. Dünya Savaşı'nda Saraybosna'nın faşizmden kurtuluşu için savaşan asker ve sivillerin anısına 1946 'da yapılan 'Sonsuz Ateş' anıtı bulunuyor.
Balkan Türk müzikleri eşliğinde yediğimiz akşam yemeğinin ardından tekrar çarşıda dolaşmaya başladık, ancak öyle şiddetli bir yağmur başladı ve o kadar uzun sürdü ki dükkan önlerinde beklerken sırılsıklam ıslandık, akşam fakti çarşıyı doyasıya gezemedik.
Yağmur sularını toplayan alt yapı taştı, çarşı ve sokaklar göle döndü, otobüse varana kadar donumuza kadar ıslandık.
Erkenden otelimize gittik, yarın sabah yola çıkacağız, istikamet Sırbistan'ın başkenti Belgrad.
Durhan GÜLER
28.09.2026 Ayvalık




