Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

ŞU GÜZELLER VAR YA...

Koca geçenlerde şehir parkından geçerken tüm dikkatim sağdaki restorana kaydı, gitti. Tıklım tıklım insan. “Yahu, dedim kendi kendime, kör müyüm, sakat mıyım? Bu halk harıl harıl yerken içerken, ben niye bu meyhanenin yanıbaşından bir züğürt gibi geçeyim? Sanki böyle yerler bana yasak mı oluyor?!”
Restorana doğru kırarak, daldım içeri. Oturacak yer olmasa bile bir elli gram ayakta da olsa rahatla kıvırabilirim. Barmana doğru yürüdüm. Bu arada garson ile elli yaşların üzerinde bir şahıs, kafa kafaya vermişler, ilginç bir sohbet tutturmuş olabilirler.
Böyle hallerde ister istemez kulak misafiri olmamak da imkansız!
“ Yahu, ağabey, ben müşterilerimi iyi tanırım. Sen, evvelden ezelden bir yüz gram yapar, evin yolunu tutardın. Şimdi gene bir yüz daha yapmak istiyorsun! Bu nasıl oldu?”
“ Dostum, bu akşam çok özel. Tam kalkmak üzereydim. Karşımdaki masaya bir hanım, hanımcık oturdu. Ne diyeyim, tam afet! O saçlar, o bel, o yüz... Bakışları da tıpkı bir melek. Ben, vallahi, güzel işte buna derim!”
Ayaküstü sohbet aniden büyüdü. Yandan bir delikanlı da araya girmesin mi:
“ Sen ne diyorsun, kardeşim! Ben her sabah işe gitmeden önce karşı apartmanlardan bir bayanla uzaktan uzağa selamlaşırım. Hani bir laf var ya, ne adını bilirim, ne tadını...Ama, uzaktan uzağa onun yüzünü görünce gönlüm pervane gibi açılır. Günboyu keyfim, vallahi zirvelerdedir!
Yandan bir başkası da lafa karıştı:
“ Sen uzaktan uzağa selamlaşıyorsun, hemşerim. Ben ise hergün işe giderken yolumun üstünde bir hanımın dükkanına uğramadan yapamam. Gerekli gereksiz ille birşeyler alırım. Hiç olmazsa, bir kibrit... O da minnoşun minnoşu, doğrudan melek! Eve dönünce ”bu kibritler de neoluyor?” şeklinde laflar duymıyayım diye onları bir koli atıyorum”.
Sağ taraftan da takım elbiseli, mavi kravatlı bir beyefendi, ayaküstü yürütülen sohbete kulak verdi:
“ Hemşerilerim, garsonun burası iş yeridir. Alıkoymayalım adamı! Konu çok ilginç! Güzeller, kimi peşinde koşturmamışlardır!? Benim bir düşüncem var: Güzeller, kadın güzelleri alabildiğine işle güçle tutsak edilmemelidir. Onlar, caddelerde, parklarda dolaşsınlar, sağa sola hava atsınlar, yeter de, artar da... Ve atalarımız boşuna mı söylemişler: “Güzele bakmak sevaptır!” Hatta, size belki saçma gelebilir, bir nevi “güzellik” vergisi de olmalı, bence”
Ha, demek ki, yol, köprü, tunel derken, bir de” güzellik” vergisi kapıda desenize!
Hayırdır inşallah!

Mehmet  ŞAKİR

YORUM BIRAKIN