Balkan Göçmenleri Platformu | BGP

Köpeğimizi de yazayım mı?

(Anı)
Kırk yıllık öğretmenliğim süresince yaşadıklarım, bugün anılar zincirini oluşturarak, ardı arkası kesilmek bilmeyen küçük küçük halkacıklardır. İşte, bugün 24 Kasım, Öğretmenler gününde bu halkacıkların bir tanesi öylesine kafama takıldı ki, paylaşmadan bir türlü edemedim...
Yazılı anlatımdı, dersim. Konu da öylesine zorluklu,hiç içinden çıkılmaz türünden de değildi.
“Evimizi, bahçemizi anlatalım!”
Bu başlığı duyar duymaz, öğrencilerim hemen kalemlerine sarıldılar. Öylesine bir iştahla çalışıyorlardı ki, bunu, yüz ve göz ifadelerinden anlamak çok kolaydı.
Bir ara dikkatımı çekti. Derse başlayalı neredeyse, on dakika oluyor! Benim ismimi taşıyan ve sınıf odamızın sağ duvar köşesindeki Mehmet öğrencim, hala defterine bir çizgi dahi vurmamıştı. Sessizce yanına gittim. Sadece ikimizin duyabileceği bir şekilde:
”Neden yazmıyorsun, oğlum?” dedim.
O da bu soruma cevap olarak:
“ Ne yazayım, hocam?! dedi. Bizim, ne evimiz var, ne bahçemiz!”
Öğrencimin bu cevabına ani bir gülmek geçti içimden. Ama sonra kendi kendime bir düşündüm ki, öğrencimle aramızda geçen bu gerçek, hiç de komik bir şey değildi. Hatta, benim öğretmen olarak bir eksiğimi güpe gündüz açığa vuruyordu. Öğrencilerimi yeteri kadar tanımıyorum! Bir öğretmen için bundan daha büyük kusur olur mu?!
“Peki, dedim, nerede oturuyorsunuz?
“Çadırda, biz bu köye mevsimlik işçi olarak geldik ve burada kalacağız!”
“O halde çadırı anlat!”
Öğrencim, hemen kalemin sapına yapıştı ve iştahlı iştahlı yazı işine girişti.
Gözümün kıyısıyla öteki öğrencilerimi unutmuş, habire Mehmed’i takibe almıştım.
Derken o, sessizce yerinden kalkarak, birşeyler sormak için yanıma geldi.
“Hocam, köpeğimizi yazabilir miyim?”
“Ne demek, yazarsın, tabii!”
Aynı heyecan ve zevkle yerine geçti ve kalemine sarıldı.
Sıralar arasında gezerken, gözümün kıyısıyla bu güz günlerinde çadırda kalan Mehmet öğrencimi de ihmal etmiyorum. Yanına gittim.
“Hocam, ablamın bir çiçeği var. Onu da yazacağım!”
“ Onu da yaz, horozlarınız, tavuklarınız varsa, onları da yaz!”dedim.
“Dört tavuğumuz, bir de horozumuz var!”
Neden itiraf etmeyeyim. Mehmed öğrencimin çalışmasını bunca yıllar geçti hala unutamıyorum.
Benden aldığı not da:”Ala!” idi.
Mehmet ŞAKİR
24 Kasım 2020

YORUM BIRAKIN